Furuğ İçin Yazılan Şiirler
Sohrab Sepehri
Çeviren
: Cavit Mukaddes
Dost
Büyüktü
Ve bu günün insanıydı,
Ve tüm açık ufuklarla bağlantısı vardı.
Toprağın ve suyun dilini ne güzel anlıyordu,
Sesi
Gerçeğin hüzünlü ve dağınık biçimiydi.
Kirpikleri
Gerçeğin nabzını bize gösterdi
Elleri
Cömertliğin saf havasını sundu.
Ve Şevkati bize doğru yöneltti.
Kendisi de yalnızlıktı,
Ve aynada yorumladı aşkla dolu zaman eğimini.
Ve o yağmurun tekrarı gibi taze
Ve o ağaç gibi hep ışığın arkasında.
Her zaman rüzgarın çocuğunu çağırdı
Her zaman su mandalı ile düğümlerdi konuşmayı.
Bir gece bizlere
Sevginin yeşili sükutunu öyle açık yerine getirdi ki,
Toprağın şevkatli yüzüne el sürdük biz,
Ve bir kova suyun dili kadar tazelendik,
Ve defalarca
Birçok sepetle müjde salkımını dermeye gittiğini gördük.
Ama olmadı;
Güvercinlerin karşısına oturamadı,
Ve gitti, boşluğun kıyısına
Ve ışığın arkasına uzandı
Ama hiç düşünmedi bizi
Kapıların dağınık telaffuzu arasında
bir elmayı ısırmak için ne denli yalnız kaldık.
Nigar Okyay
Furuğ ‘a
çürümenin mevsiminde
damarlarında toprak kokusu
bir ağacın köklerinde buluyorum
aşkın devinden tohumunu
güvercin aydınlığında yalnız bir kadın
dinleyin Onu
dinleyin Onu
O ki karıncaların ekmeğe gelişidir
duru ve sıcak akışıdır kanın damarlarınızda
çocuğunuz ve kadınınızdır
evinize sevecenlik getiren sarı öpücük
bahçenin yeşil kurgusuna sevdalı bir çocuk
düşleyin Onu
düşleyin Onu
bir mızrak
sesine bulaşmış bir mızrak
tazelenen yağmur gibi düşer seccadeye
bulun Onu
bulun Onu
kocaman cesur bir ay doğuyor
gözlerinin arasından
görün Onu
görün Onu
soğuk mevsimin eşiğinde
zemzem oluyor
uykusuzluğunun şarabı
için Onu
İçin Onu
ben ağaçların çiftleşmesini düşünüyorum
şiirlerin ağaç
ağaçların Furuğ oluşunu.
A.Şamlu
*ünlü
İranlı şair Şamlu bu şiiri Furuğ’un ölümünden birkaç gün sonra yazmıştır.
Çeviren : Cavit Mukaddes
Furuğ’a Ağıt
Seni arıyorum dağ eteklerinde
Deniz ve çayır kenarında, ağlayarak
Seni arıyorum rüzgarların geçidinde,
Mevsimlerin dört yolunda
Bulutların gökyüzünü çevreleyen,
Camı kırık pencerenin yanında ağlıyorum.
Senin hayalini beklerken, daha ne kadar
Bu boş defterin sayfalarını çevireceğim?
Ölümün kardeşi Aşkı ve rüzgarın yönünü
Kabullenmek gerek,
Seninle paylaştı sırrını ölümsüzlük,
İhtişamlı bir hazineye dönüştün
Öyle bir hazine ki, toprak seninle şenlendi.
Senin adın ğöğün alnından geçen bir sabahtır,
Adın Kutlu olun,
Ve biz böylece
Zamanı, gündüzü ve geceyi dönüp durmaktayız.
A.Şamlı
Çeviren : Haşim Hüsrevşahi
Aydın Ufuklar
Furuğ’un biricik oğlu Kamyar Şapur’a ithaf
“bir gün biz güvercinlerimizi bulacağız ve
sevecenlik güzelliğin elini tutacak.”
en küçük marşın
öpücük olduğu gün
ve insanın
insana kardeş olduğu
evlerin kapısını artık kapatmadıkları gün
kilit söylencedir
ve yürek yaşamaya değer
tüm sözcüklerin anlamının sevgi olduğu
gün
son sözcük için söz peşinde koşmayasın diye
tüm sözcüklerin melodisinin yaşam olduğu gün
en küçük marş öpücük olsun diye
senin geldiğin ve herzamanlığına geldiğin
ve sevecenlik ve güzellik peşinde olduğun
güvercinlerimize yeniden tane serpeceğiz
ve ben o günü bekliyorum
benim
belki bile
olmadığım
günü
Mansur Avcı
Çeviren : Haşim Hüsrevşahi
Şiirin Ulu Hatunu “Furuğ”
gittin
hangi değirmen
sırasıyla
döndü?!
sen böyle sırasız
dönüp
gittin?!
*
alevden
ve geceden
burgacıyla
açan ve beni alıp götüren
götüren
götüren
o gün batımında
senin gözünün gümüş kitabı
deniz kitabıydı.
*
-“bak!”
dedim
(perde üstünde Tagor ölüyordu)
-“görmüştüm onu!”
dedin
gittin....
|